Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi

Ankara İl Sağlık Müdürlüğü
Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

GELENEKSEL VE TAMAMLAYICI TIP UYGULAMALARI

Güncelleme Tarihi: 21/05/2018

 









  • IMG_1117.JPG
  • IMG_1118.JPG
  • IMG_1122.JPG
  • IMG_1124.JPG
  • IMG_1126.JPG
  • IMG_1129.JPG





Kupa (Hacamat) Tedavisi

HACAMAT.jpg

Yunan hekimleri ve en son büyük Geleneksel Tıp yaklaşımı olan Osmanlı hekimleri birçok klinik araştırma sonucu kaydetmiştir. Örneğin Amasya Şifahanesi baştabibi, 15. Yüzyıl Fatih döneminin meşhur Osmanlı hekimlerinden Şerafettin Sabuncuoğlu pnömotoraks tedavisinde Kupa Terapisinin (hacamat) kullanım şeklini bildirmektedir. Tarihte çıbanlardan kanı ve irini çıkartmak veya zehirlenmiş alanlardan kanın uzaklaştırılması için de kullanılmıştır.

Tedavinin kolay uygulanması ve iyileştirici gücün fazla olması sebebiyle uygulama alanlarının geniş olmasını sağlamıştır. Artrit, kan bozuklukları, yumuşak doku romatizması[iv], baş ağrısı, migren, yüksek tansiyon, diyabet, soğuk algınlığı, bel ve sırt ağrısı, ağrılı adet, kısırlık, kronik öksürük, bronşiyal astım, felç[v] , diş ağrısı, boğaz ağrısı[vi] , adhesive capsulitis (frozen sholder), Akut tregeminal nevralji[viii], ürtiker[ix], zona (herpes zoster)[x] gibi hastalıkların yanında depresyon ve şizofreni gibi ruh hastalıklarında da kullanılmıştır. Ayrıca kan bozukluklarında, ağrı dindirmede, iltihap gidermede, zihinsel ve fiziksel rahatlamada, rehabilitasyonda, varisli damarlar için ve derin doku rahatlamasında etkilidir.

Araştırmalarda fiziksel (immünolojik, hematolojik ve romatolojik gibi) ve psikolojik yararlarının olduğu ifade edilmektedir. Kupa Terapisinin kadın ve erkekte kısırlık, iktidarsızlık ve isteksizlik vakalarında başarılı kullanımı hakkında yapılan araştırma sonucunda üretkenlik / doğurganlık artışında %50 ilerleme sağlandığı tespit edilmiştir.

Yapılan araştırmalarda yaş kupa terapisi esnasında oluşan dışa doğru vakum sayesinde vücuda kan yoluyla bulaşabilecek bir hastalığın geçmesi önlenmektedir[xi]. Bu yönüyle de güvenli bir uygulama olduğu belirtilmiştir



Mezoterapi Tedavi

Mezoterapi, vitamin, mineral, aminoasit, enzim ve ilaçların orta deri tabakasına verilmesi işlemidir. İlk kez 1952 yılında Dr. Michel Pistor tarafından uygulanmış olup, 1987 yılından itibaren Fransız Tıp Akademisi tarafından geleneksel tıbbın bir parçası olarak kabul edilmiştir. Halen tüm dünyada yaygın olarak uygulanmaktadır. İlk uygulanışı enjeksiyonlar şeklinde idi. Ancak günümüzde iğneli mezoterapi, ağrılı ve kanlı olması ve yer yer morarmalara yolaçması nedeniyle tedavi çoğu zaman tamamlanamamaktaydı. Uygulanacak tedavinin yerine göre kullanılan ilaç karışımının çeşidi ve miktarı değişmektedir. Kullanıldığı yerler çok geniş bir alan olmakla beraber ilk akla gelenler spor yaralanmaları, kas-iskelet sistemi hastalıkları, saç dökülmesi ve kozmetik tedavilerdir. Mezoterapinin faydalı olduğu estetik sorunlar ise selülit, bölgesel yağlanmalar, vücut şekillendirme, kilo kaybı, yüz “mezolifting”i, gözaltı torbalanması, deri çatlakları, yara izi tedavileridir.

        İğnesiz mezoterapi (mesostar) elektroporasyon yoluyla çalışmaktadır. Monopolar düşük voltajlı elektriksel akımla oluşan mikrokanallar ve polarizasyon yardımı ile hazırlanan ilaçlar deriyi geçerek, hedef dokuya transfer edilmektedir. Yapılan çalışmalarda iğnesiz mezoterapi sistemi iğneli yönteme göre daha homojen bir ilaç uygulaması sağladığından daha etkili sonuçlar etmiştir. Aslında bu sistem ilerlemiş ülkelerde kanserli hastaların tedavisinde kanser ilaçlarının verilebilmesi için kullanılan bir yöntem olarak uygulanmaya konulmuş, sonradan mezoterapi için de başarılı bir teknik olarak kullanılmaya başlanmıştır.


Proloterapi Tedavi


 Bel ve boyun ağrılarına modern çözüm Proloterapi.

Çağımızın en sık rastlanan sağlık sorunlarının başında gelen eklem hastalıkları Proleterapi yöntemi ile tarihe karışıyor. Baş döndürücü bir hızla ilerleyen tıbbi gelişmeler neticesinde uygulanmaya başlayan proleterapi özellikle ilerleyen yaşla birlikte daha fazla görülen eklemlerde dejeneratif problemler veya her yaşta ortaya çıkabilecek eklem rahatsızlıklarının yanı sıra travmatik semptomların ardından uygulanabilmektedir. Sorunlu bölgede gerçekleştirilen direkt lokal enjeksiyon müdahalesi prensibine dayanan proleterapi Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde oldukça yaygın bir şekilde kullanılıyor. Proleterapi yöntemi sayesinde bu tarz hastalıklarının tedavisinde sonuca çok daha hızlı ulaşmak artık mümkün. Hareket kabiliyetini kısıtlayan ve son derece rahatsız edici birçok hastalığın modern bir uygulaması olan proleterapi, başta bel ve boyun ağrıları olmak üzere çok sayıda hastalığın tedavisi için oldukça ideal bir uygulama.

Proleterapi Uygulanabilmesi İçin Süreç Fiziki Muayene İle Başlıyor

Proleterapi tedavisine hastanın uygun olup olmadığının anlaşılması için bu yöntemin öncesinde gerekli fiziki muayene ve tetkikler ile süreç başlamış olur. Mevcut rahatsızlıkların kaynağının araştırılma sürecinin ardından proleterapi yöntemi uygulanacak sorunlu eklemler tespit edilir. Bu işlemin ardından müdahale edilecek bölgelerin rejenerasyon sürecini başlatacak özel dekstroz solüsyonlar sorunlu bölgelere enjekte edilerek tedavi başlamış olur. Proleterapi nedir? Sorusunu kısaca izah etmek gerekirse vücudumuzda bulunan eklem ve bunları sabitleyen bağların deformasyonunun giderilmesini sağlayan yeni bir tedavi metodudur demek yanlış olmayacaktır. Proleterapi ile tedavisi sağlanan hastalıklar kişinin ameliyat olmadan yaşam kalitesini arttıran ve normal şekilde hayatına dönüşünü sağlayan bir yöntem olarak giderek çok daha fazla tercih edilmektedir


Ozon Tedavisi

Ozon tedavisi oksijen pigmentleri aracılığı ile yapılan bir tedavi yöntemidir. Ozon tedavisinde genellikle yakıcı maddeler kulanıdır. Bu yüzdende ozon tedavisindeki temel amaç bakterileri ve bakterileri yakarak yok etmek işlemidir. Ozon tedavisi günümüzde birçok hastalıkla kullanılmaktadır. %100 başarıya ulaşmasa da birçok hastalığın tedavisinde olumlu sonuç göstermeyi başarmıştır.

Akupunktur Tedavisi



Akupunktur Nedir Vücudun belirli noktalarına genellikle Altın iğne batırarak yapılan tedaviye Akupunktur Denir.

Mikroplardan arındırılmış madeni iğnelerin deriye batırılması ile gerçekleştirilen eski bir tedavi metodu. Akupunktur: “acus” iğne ve “punctura” batırma kelimelerinden meydana gelmiş olup, “iğne batırma ile yapılan tedavi” demektir. Uzakdoğu menşeli bir tedavi sanatıdır. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, Akupunktur tedavisinin ilmi temelleri olduğunu ve Hormon hastalıklarından, immün sistem hastalıklarına kadar hemen her hastalığın tedavisinde başarılı olduğunu göstermiştir.

Tarihi: 2500 yıl öncesine kadar uzanan Akupunktur tedavisinin merkezinin Çin olduğu söylenmektedir. Eski Çin felsefesine göre, “alem” birbirine iki zıt “şey”den yapılmıştır. Alemin dengesi; bu iki zıddın, karşılıklı ve sürekli hareket içinde bulunmasıyla sağlanır. Bu iki zıt “şeye” Yin ve Yang denir. Mesela bu zıtlar; az-bol, çürük-sağlam, soğuk-sıcak, boş-dolu, aç-tok, pozitif-negatif, vb. Kararlı bir sistemde Yin-Yang dengededir.

İnsan vücudunda da Yin ve Yang dengesi mevcuttur. Bu denge halinde insan Sağlıklı ve sıhhatli olmaktadır. Yin ve Yang dengesinin bozulması ile hastalıklar ve ağrılar ortaya çıkmaktadır.

Akupunktur tedavisinin temel prensibinde, bu dengeyi korumak yatmaktadır.

İnsan vücudunda, Akupunktur noktaları bulunmaktadır. Bu noktalar el ve Ayak uçlarından başa kadar bütün vücudu saran ve “meridyen” adını alan on iki çift çizgi ile birleştirilmiştir. Bu meridyenler üzerinde yaklaşık 365 civarında Akupunktur noktası bulunmaktadır.

Akupunkturun ilmi temelleri:Akupunkturun ilmi olduğu şu teorilerle açıklanmaya çalışılmaktadır.

1.Yin-Yang teorisi: Çinlilerin ortaya attıkları bu teori, vücudun bütün fonksiyonlarında görülür. Açlık-tokluk, asit-baz dengesi, sempatikotoni – parasempatikotoni vb.
2.Yansıyan ağrı: İç organlardaki boşlukların ağrılarının deriye yansıması ( mesela, kalp ağrısının sırta ve kola vurması gibi ) bilimsel bir hakikat olup, derideki özel noktalarda (Akupunktur noktaları ) ağrı yaparak ( yani iğne batırarak ) iç organların görevlerini etkilemek mümkün olabilir.
3.Akupunktur noktalarının varlığının histolojik olarak gösterilmesi ve Kirliun Fotoğrafi Tekniği ile resimlerinin çekilmesi.
4.Akupunkturun bir çeşit hipnoz olmadığı; çünkü hem küçük çocuklarda, hem de hayvanlarda uygulanmakta ve iyi sonuç alınmaktadır. Cerahi işlemler için uyuşturma, hipnozla insanların % 10’unda sağlanırken, Akupunkturla % 70-95 başarılı olunmaktadır.
Elektronik Akupunktur: İğneli Akupunktur tedavisinin temel prensiblerinden hareketle Elektronik Akupunktur yapılmıştır. Elektroniğin tıpta uygulanması sonucu ortaya çıkan bu Alet iğnesiz, doktor nezaretine gerek duymadan her yerde ve her zaman uygulanabilmektedir. Hastaya zarar vermemekte ve iğne Akupunkturu kadar da başarılı olmaktadır. Elektronik Akupunktur ile astım, bronşit, öksürük, adet bozukluğu ve kadın hastalıkları, baş ağrısı, migren, sinüzit, nezle, boyun tutulması, kireçlenme, sinir ağrıları, bacak felci, bayılma, barsak ve böbrek hastalıkları, basur, diş ağrısı, dirsek mafsal ağrıları ve kireçlenmesi, diz mafsal ağrısı ve kireçlenmesi, el ve kol felci ve adale ağrısı, göz yorgunluğu, gastrit-ülser, işitme zorluğu, kulak çınlaması, ishal, idrar kaçırma, kabızlık, kaburgalardaki sinir ağrıları, kusma ve bulantı, karaciğer hastalığı, kramp, kulunç, bel ağrısı, mide sarkması, mesane iltihabı, omuz ağrısı, romatizma, siyatik, şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, umumi halsizlik, uykusuzluk, terlemeyi önleme, yüz felci, Depresyon, çarpıntı, bacak şişliği gibi çeşitli hastalıklar tedavi edilmektedir.

Akupunkturun vücuda yaptığı etkiler: İnsan vücudunda kendi kendini tedavi etme hassası mevcuttur; fakat vücut çeşitli tesirler sebebi ile kendini tedavide aciz kalır. Bu durumda, muhtelif tedavi usulleri ile vücuda yardımcı olunur.

Akupunkturda bir tedavi usulü olup, vücuda yardımcı olduğu hususlar şunlardır:

1.Çevresel ve merkezi sinir sistemini ve buna bağlı olan kas sistemini elektronik şoklarla uyararak sinirlere ve kaslara aktivite ve canlılık kazandırır.
2.Beyin ile kas ve organlar arasındaki irtibatı sağlayan sinir sistemindeki uyuşukluğu ve rahatsızlığı tedavi ederek organların normal çalışmasını sağlar.
3.Organların hücrelerindeki enerji dengesini düzenliyerek organın normal çalışmasını sağlar.
4.Vibrasyon tesiri ile kasılmış kasları gevşeterek, sıkışmış olan sinir ve damarları rahatlatır.
5.Motor sinir sistemine tatbik edildiğinde kaslarda meydana gelen kasılmalarla genişlemiş olan damarların hareketini hızlandırır.
6.Sinir sistemi yardımı ile adalenin kasılıp gevşemesi, damarlar üzerine pompa tesiri yapar ve kan dolaşımı düzenlenmiş olur.
7.Akupunktur noktaları, aynı zamanda vücudun tamir ve bakım servisi durumunda olan ve endorfin, enkafalin, histamin gibi Maddeleri üreten merkezlerin bulunduğu bölgeler olduğu için, bu noktaların elektronik şoklarla uyarılması ilgili merkezlerin üretimini hızlandırır ve vücudun kendi kendini tedavisi kolaylaşır.
8.Vücut, ağrı kesici maddeleri kendisi üreterek kendi kendisinin ağrısını kesme imkanına sahip olduğu için, elektronik şoklar, ağrıyan bölgede bu üretimi artırarak ağrının kısa zamanda kesilmesini sağlar.
9.Ağrı kesici ilaçlar gibi vücudun her yerini uyuşturmaz. Sadece ağrıyan bölgenin ağrısını keser